10 Şubat 2009 Salı

Rektör adaylarının belirlenmesine ilişkin usül ve esaslar

Rektör Adaylarının Seçimle Belirlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar

Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’nın 17.04.2008 tarih ve 010020 sayılı yazıları.

Yükseköğretim Genel Kurulu’nun 14.02.2008 tarihli kararında; rektör adaylarının belirlenmesi seçimlerinde oy kullanabilecek öğretim üyeleri belirlenmiştir.bu kararda kadro esası benimsenmiş olup, kadrosu seçim yapılacak üniversitelerde olanlar oy kullanabileceklerdir.

- Başka bir üniversitede yan dal eğitimi alan öğretim üyeleri kadroların bulunduğu üniversitede oy kullanabilirler.

- Yan dal eğitimini tamamlayıp başka bir kurumda mecburi hizmet yükümlülüğünü yerine getirmekte olan öğretim üyeleri kadrolarının bulunduğu üniversitede oy kullanabileceklerdir.

Buna bağlı olarak;

- Üniversitelerde dışarıdan ücretli olarak ders veren öğretim üyeleri,

- 2547 sayılı Kanun’un 34. maddesi uyarınca sözleşmeli olarak görev yapan yabancı uyruklu öğretim üyeleri,

- Başka bir üniversitenin kadrolu öğretim üyesi iken, 2547 sayılı Kanun’un 16. maddesinin(a) fıkrası uyarınca Üniversitelerde idari görev alan öğretim üyeleri oy kullanamayacaklardır.

AMAÇ

Madde 1- Bu Usul ve Esaslar 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 3826 sayılı Kanunla değiştirilen 13/a maddesi uyarınca devlet üniversiteleri veya yüksek teknoloji enstitülerinin rektör adaylarının seçimle belirlenmesinde bir örnek uygulamayı sağlamak amacıyla çıkarılmıştır.

DAYANAK

Madde 2- Bu Esasların hukuki dayanağı 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 7/b maddesidir.

TANIMLAR

Madde 3- Bu Esaslarda geçen:

a) Akademik unvana sahip profesör: çeşitli kanunlara göre profesör unvanı almış olanlar ile yabancı ülkelerde almış oldukları profesörlük unvanlarının eşdeğerliği Üniversitelerarası Kurulca kabul edilmiş olanlardır.

b) Öğretim üyeleri: 2547 sayılı Kanunun 3/m maddesi uyarınca yükseköğretim kurumlarında görevli profesör, doçent ve yardımcı doçentlerdir.

REKTÖR ADAYLIĞI

Madde 4- Rektör adayı olabilmek için profesör unvanına sahip olmak şarttır;

Seçimle rektör adayı belirlenecek olan üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsünde yahut bir başka üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsünde kadrolu veya sözleşmeli olarak görev yapmakta olan profesörler ile 67 yaşını doldurmamış olmak şartıyla halen emekli olan profesörler rektör adayı olarak seçilebilirler.

OY VERECEK ÖĞRETİM ÜYELERİ

Madde 5- *

a) Seçim yapılacak üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsünde herhangi bir kadroda görev yapan öğretim üyeleri,

b) 2547 sayılı kanunun 40/b maddesi uyarınca kendi üniversitelerinden başka bir üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsünde görevlendirilenler sadece kadroların bulunduğu üniversite veya teknoloji enstitüsünde, oy kullanabilirler,

c) Yeni kurulan üniversite veya yüksek teknoloji enstitülerine bağlanan yükseköğretim kurumlarında görev yapan öğretim üyeleri yeni kurulan üniversite veya yüksek teknoloji enstitülerine atanıncaya kadar halen bağlı bulundukları üniversite veya teknoloji enstitülerinde oy kullanabilirler,

d) 2547 sayılı kanunun 38. maddesi uyarınca üniversitedeki görevini aksatmayacak şekilde kamu kurum ve kuruluşlarında uzun ya da kısa süreli olarak görevlendirilenler oy kullanabilirler,

e) 2547 sayılı kanunun 39. maddesi uyarınca yurtiçi ve yurtdışında uzun süre ile görevlendirilenler oy kullanabilirler,

f) Doçent veya yardımcı doçent unvanına sahip, akademik başka bir kadroda bulunan öğretim elemanları oy kullanabilirler,

g) Uzun süreli olarak bir başka üniversitede yan dal eğitiminde olan öğretim üyeleri seçim esasında üniversitede olmaları durumunda oy kullanabilirler,

h) Sağlık nedeni ile raporlu olanlar seçim esnasında üniversitede iseler oy kullanabilirler,

i) Üniversitelerin kadrolu öğretim üyelerinden askerlik hizmetini yapmakta olanlar dahil olmak üzere ücretli veya ücretsiz izinli olanlarda oy kullanabilirler.

* Yükseköğretim Genel Kurulu’nun 14.02.2008 tarihinde aldığı karar ile yapılan değişiklik.

REKTÖR ADAYLARININ BELİRLENMESİ

Madde 6-a) Bir devlet üniversitesi veya yüksek teknoloji enstitüsünde rektörün görev süresi sona erdiğinde veya rektörlük boşaldığında, görev başındaki rektör veya rektör vekili o üniversitedeki öğretim üyelerinin listesini hazırlar, toplantı gününü belirler ve öğretim üyelerini toplantıdan üç gün önce yazıyla toplantıya çağırır. Toplantı ve seçim, rektörlüğün bulunduğu şehirde yapılır. Başka şehir veya kampüslerde görevli öğretim üyeleri rektörlüğün bulunduğu şehre gelerek oylarını kullanırlar.

b) Rektör adaylarını seçimle belirleme toplantısı rektörün, yoksa vekilinin başkanlığında açılır ve yoklamayla yeterli çoğunluğun olup olmadığı tespit edilir.

c) Rektör adaylarını seçimle belirleme toplantısında öğretim üyelerinin en az yarısının hazır bulunması şarttır. İlk toplantıda bu çoğunluk sağlanmadığı takdirde, toplantı 48 saat ertelenir, ikinci toplantıda nisap aranmaksızın seçime geçilir.

SANDIK KURULUNUN OLUŞTURULMASI

Madde 7- Toplantıda üç öğretim üyesinden (tercihen bir profesör, bir doçent ve bir yardımcı doçentten) oluşan bir ‘‘ Sandık Kurulu’’ oluşturulur.

OY VERME İŞLEMLERİ

Madde 8-a) Rektör tarafından hazırlanılan listede ismi bulunan her öğretim üyesi kendisine imza karşılığı verilen mühürlenmiş pusulaya, 4. maddede belirtilen bir tek profesör ismini yazarak, mühürlenmiş bir zarf içine koyar ve seçim sandığına atar. Oylama gizli yapılır, sayım ve döküm ise açık olarak gerçekleştirilir.

b) Rektör, gizli oy verme yerini ve seçim sandığını sağlamakla yükümlüdür.

c) Üzerinde birden fazla aday ismi bulunan ya da seçimin gizliliğini ihlal edecek şekilde işaret olan oylar geçersiz sayılır. Geçerli ve geçersiz oylar sayılarak dökümü yapılır. Geçerli oylara göre en çok öğretim üyesi tarafından aday gösterilmiş olan altı kişi aday olarak seçilmiş sayılır. Adayların eşit oy almaları halinde öncelik sırası kura çekilmek suretiyle belirlenir. Seçim sonucu bir tutanakla tespit edilir.

d) Kullanılmış olan oylar bir torbaya konularak mühürlenir ve tutanakla birlikte rektörlüğe teslim edilir. Tutanak ve aday olarak seçilen altı kişinin özgeçmişleri rektör tarafından Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına gönderilir.

ADAY BELİRLENMESİNİN TAMAMLANAMAMASI

Madde 9-a) Bir üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsünde yapılan rektör adayı belirleme seçimi sonucunda aday sayısı altıdan eksik olduğu takdirde rektör adayı belirleme işlemi tamamlanmamış sayılır. Bu durum Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına bildirilir ve her seferinde en geç bir aday seçimi üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü rektörü öğretim üyelerini tekrar toplantıya çağırır,

b) Rektör ataması yapılıncaya kadar rektör veya vekili görevine devam eder.

Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’nın 17.04.2008 tarih ve 010020 sayılı yazıları.

Yükseköğretim Genel Kurulu’nun 14.02.2008 tarihli kararında; rektör adaylarının belirlenmesi seçimlerinde oy kullanabilecek öğretim üyeleri belirlenmiştir.bu kararda kadro esası benimsenmiş olup, kadrosu seçim yapılacak üniversitelerde olanlar oy kullanabileceklerdir.

- Başka bir üniversitede yan dal eğitimi alan öğretim üyeleri kadroların bulunduğu üniversitede oy kullanabilirler.

- Yan dal eğitimini tamamlayıp başka bir kurumda mecburi hizmet yükümlülüğünü yerine getirmekte olan öğretim üyeleri kadrolarının bulunduğu üniversitede oy kullanabileceklerdir.

Buna bağlı olarak;

- Üniversitelerde dışarıdan ücretli olarak ders veren öğretim üyeleri,

- 2547 sayılı Kanun’un 34. maddesi uyarınca sözleşmeli olarak görev yapan yabancı uyruklu öğretim üyeleri,

- Başka bir üniversitenin kadrolu öğretim üyesi iken, 2547 sayılı Kanun’un 16. maddesinin(a) fıkrası uyarınca Üniversitelerde idari görev alan öğretim üyeleri oy kullanamayacaklardır.

Kaynak:www.erciyes.edu.tr/duyurular/usul_ve_esaslar.doc

9 Şubat 2009 Pazartesi

ÜST YÖNETİCİNİN HARCAMA YETKİLİSİ OLMASI

1. Giriş
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile getirilen mali yönetim sisteminin, eski mali yönetim sistemiyle arasındaki en önemli farklardan birisi üst yöneticilerin mali yönetim içindeki yeri konusundadır.



1050 sayılı Kanunla kurulan eski mali yönetim sisteminde üst yöneticiler bütçelerin sahibi ve birinci derece ita amiridirler ve harcama sürecinin içindedirler. Yeni mali yönetim sisteminde ise her ne kadar üst yöneticiler bütçenin uygulanmasından sorumludurlar denilmekteyse de harcama sürecinin dolayısıyla mali yönetimin dışında kalmışlardır.
2. Görev - Görevli Sorumluluk İlişkisi
Bir mali usul kanununun birincil işlevi, mali işlerin neler olduğu; bu işlerin ne şekilde ve hangi
görevli tarafından ve ne tür bir yetki kullanılarak yapılacağı ve yapılmasının,yapılmamasının veya yanlış yapılmasının sonuçlarının ne olacağının düzenlenmesidir.1050 sayılı Kanun üst yöneticileri ve üst yönetici adına hareket eden yüksek dereceli memurları “Birinci derece ita amiri” olarak isimlendiriyordu.5018 sayılı Kanunda aynı anlayışı biraz farklı bir isimlendirme ile sürdürmektedir.
Bu kanunda ita amiri sıfatı kullanılmaksızın doğrudan üst yöneticilerden söz edilmiştir.
Bakanlıklarda müsteşar, diğer kamu idarelerinde en üst yönetici, il özel idarelerinde vali,
belediyelerde belediye başkanı üst yönetici olacağı açıklanmıştır. Bu tanımlama özel sektördeki
CEO (Chief Executive of Organization) postuna karsı gelmektedir. Üst yöneticiler bağlı oldukları
bakan ile birlikte parlamentoya hesap verirler ve sorumluluklarına tayin de parlamentoya aittir.
3. Harcama Sürecindeki Aktörler
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, yetkilileri ve bunların yetki ve sorumluluklarını tarif etmiş, bu suretle yeni adem-i merkeziyetçi yapının çalışmasını düzenlemiştir.
Bu anlamda üst yönetici, harcama yetkilisi, gerçekleştirme görevlisi, muhasebe yetkilisi ve iç
denetçi yetki, görev ve unvan tanımlamaları yapmış, harcama sürecindeki aktörlerin belirlenmesi ve sorumluların tespiti konusunu açıklığa kavuşturmuştur.
3.1. Üst Yönetici
Kanunda üst yönetici mali yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi ve izlenmesinden
sorumlu tutulan kisi olarak tarif edilerek “Bakanlıklarda müsteşar, diğer kamu idarelerinde en üst yönetici, il özel idarelerinde vali, belediyelerde belediye başkanı üst yöneticidir” ifadesine yer
verilmiştir. Ayrıca üst yöneticilerin Kanunda belirtilen görev ve sorumlulukların yerine
getirilmesinden Bakana; mahalli idarelerde ise meclislerine karsı sorumlu oldukları belirtilerek,
üçüncü fıkrasında da bu sorumluluklarının gereklerini harcama yetkilileri, mali hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla yerine getirecekleri belirtilmiştir.


3.2.Harcama yetkilisi
Kanunda harcama yetkilisi ise harcamaların bütçe ilke ve esaslarına uygun olmasından ve harcama talimatlarının kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından sorumlu tutulmuştur. “Bütçeyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin üst yöneticisi harcama yetkilisidir” denilmekle harcama yetkilisi’nden kimin kastedildiğinin anlaşılması sağlanmıştır. Aynı madde de “Genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinde;idareler, merkez ve merkez dışı birimler ve görev unvanları itibarıyla harcama yetkililerinin belirlenmesine, harcama yetkisinin bir üst yönetim kademesinde birleştirilmesine ve devredilmesine ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir.” hükmüne yer vermiştir. Bu hükme istinaden Bakanlıkça Harcama Yetkilileri Hakkında Genel Tebliğ (Sıra No:1 ve Sıra No:2) çıkarılarak genel esaslar belirlenmistir.
3.2.1. Harcama Yetkilisinin Belirlenmesi
Genel yönetim kapsamındaki tüm kamu idarelerinin bütçeleri, analitik bütçe sınıflandırmasına göre hazırlanmaktadır. Analitik bütçe sınıflandırması; kurumsal sınıflandırma, fonksiyonel sınıflandırma, finansman tipi sınıflandırma ve ekonomik sınıflandırma olmak üzere dört gruptan oluşmaktadır.
Kurumsal sınıflandırmada dört düzeyli ve sekiz haneli bir kodlama sistemi benimsenmiş olup,
birinci düzeyde Cumhurbaşkanlığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi, yüksek yargı organları ile
bakanlıklar ve bütçe türleri, ikinci düzeyde birinci düzeyde tanımlanan yöneticilere karşı doğrudan sorumlu birimler ile bütçe türleri kapsamında yer alan kurumlar, üçüncü düzeyde ana hizmet birimleri gibi ikinci düzeye bağlı birimler, dördüncü düzeyde ise destek ve lojistik birimler ile politika uygulayıcı birimler yer almaktadır.
Buna göre, kurumsal sınıflandırmanın üçüncü ve dördüncü düzeyinde yer alan birimler,bütçeyle ödenek tahsis edilen harcama birimlerini, bu birimlerin en üst yöneticileri de harcama yetkililerini ifade etmektedir Kural olarak harcama yetkilisinin belirlenmesinde esas kriter, analitik bütçe sınıflandırması çerçevesinde kurumsal sınıflandırmanın üçüncü ve dördüncü düzeylerine göre ödenek tahsis edilen harcama birimlerinden hareket ederek belirleme yapmaktır. Bu genel ilkeye rağmen bazı kamu idarelerinin bütçelerinin Analitik Bütçe Sınıflandırmasına göre sınıflandırılmasında zorluk bulunması veya bazı idarelerin personel yetersizliği nedeniyle harcama yetkililerinin belirlenmesinde güçlük yaşanması, genel ilke çerçevesinde düzenleme yapılmasını engellemektedir. Bu gibi durumlarda, diğer ifadeyle teşkilat yapısı ve personel durumu gibi nedenlerle harcama yetkililerinin belirlenmesinde güçlük bulunan idareler ile bütçelerinde harcama birimleri sınıflandırılmayan idarelerde harcama yetkisinin, üst yönetici veya üst yöneticinin belirleyeceği kişiler tarafından; mahallî idarelerde İçişleri Bakanlığının, diğer idarelerde ise Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine yürütülebilmesi de mümkündür. Bütçeyle ödenek tahsis edilen harcama birimlerinden en üst yöneticisi bulunmayan
birimlerin harcama yetkilisi üst yönetici tarafından belirlenir.

3.2.2. İhale Yetkilisi

4734 sayılı Kamu İhale Kanun’unun 4 üncü maddesinde ihale yetkilisi, “idarenin, ihale ve harcama yapma yetki ve sorumluluğuna sahip kişi veya kurulları ile usulüne uygun olarak yetki devri yapılmış görevlileri” olarak tanımlanmıştır. Bu nedenle 5018 sayılı Kanun kapsamındaki idarelerde harcama yetkilisi aynı zamanda ihale yetkilisi olacaktır.

4. Sonuç
Üst Yöneticilerin, 1050 Sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanununda ita amiri sıfatıyla harcama yapma görev ve sorumlulukları bulunmaktaydı. 5018 Sayılı Kanunda ise açık olmayan ancak uygulamada ortaya çıkıp, şekillenecek olan bir yönetim sorumlulukları söz konusudur. Üst Yöneticilerin mali işlemlerin bizzat gerçekleştirilmesi sürecinde görev almamaları; öncelikli olarak Kanunda öngörülen yapıya uygun bir mali yönetim yapılanması ve sürecini kurup, bu yapıyı ve işleyişini takip edip, denetlemek ve yönlendirmek olmalıdır. Aynı zamanda, aksaklıkları yetersizlikleri giderip, her tür kötü yönetimden kaynaklanan kamu zararlarının takip ve tahsilini sağlamaları gerekmektedir. Bu nedenlerle üst yönetici ve yardımcılarının, harcama yetkilisi olması 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun geneline uygun değildir.

Yazan:Ramazan ŞENER
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Mali Hizmetler Uzmanı
www.malihizmetlergen.tr'den alınmıştır.

Harcama yetkilileri ile ilgili çelişki ve çözüm önerileri

GİRİŞ
1999 yılı öncesinde Üniversitelerin bünyesinde yer alan bölüm ve birimlerin her birinin kendi Döner Sermaye İşletmeleri vardı. Bir üniversite çatısı altında bazen onlarca döner sermaye işletmesi faaliyet göstermekte idi ve her birinin kendine özgün yönetmeliği Resmi Gazete’de yayınlanıyordu.Bunun sonucu olarak da her bir işletmede ayrı ayrı işletme müdürleri,saymanlar, sayman mutemetleri, ayniyat memurları, veznedarlar, ambar memurları görev yapmakta idiler.

25 Aralık 1998 tarihli ve 23564 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan2547 Sayılı Yükseköğretim Kanununun 58. Maddesine Göre Döner Sermaye İşletmelerinin Kurulmasında Uyulacak Esaslara İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılması Hakkında Yönetmeliğin Geçici 1. maddesinde“bünyelerinde birden fazla döner sermaye işletmesi bulunan üniversiteler ve yüksek teknoloji enstitüleri, bu Yönetmelik hükümlerine uygun olarak döner sermaye işletmelerini birleştirmek zorundadırlar” hükmü kapsamında her bir üniversitede döner sermaye işletmelerinin sayısı 1999 yılı sonundan itibaren teke indirilmiştir [1].

Üniversitelerde döner sermaye işletmelerinin teke indirilmesi,başlangıçta farklı sorunların yaşanmasına neden olmuştur. Önceki teşkilat yapısına alışmış personel, başlangıçta sisteme adapte olmakta zorlanmıştır.Bunun sonucu olarak da yanlış işlemleri nedeniyle Sayıştay tarafından tazmine mahkum edilme hadiseleri yaşanabilmiştir.24.12.2003 tarih ve 25326 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun yayımlanması ile birlikte mali alanda yeni bir yapılanma içerisine girilmiştir [2]. Bu kanunun uygulaması ve anlaşılmasında hâlâ büyük sıkıntılar yaşanmaktadır. Kanunun yorumlanmasında ve uygulanmasında yaşanan sıkıntılar nedeniyle, Maliye Bakanlığı tarafından çeşitli konularda tebliğler yayınlanmış ve Sayıştay tarafından bazı yeni kararların alınması zorunluluğu doğmuştur.

5018 sayılı Kanun’a bağlı olarak 1 Mayıs 2007 tarih ve 26509 sayılı Resmi Gazete’de “Döner Sermayeli İşletmeler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği” yayımlanarak yürürlüğe girmiştir [3]. Bu düzenleme ile Döner Sermaye İşletmeleri bünyesinde köklü değişiklikler yaşanmaktadır. Yönetmeliğin yayınlanmasının akabinde henüz döner sermaye işletmesi olmayan kurumlar,yeni mevzuata göre döner sermaye işletmesi yönetmeliği hazırlamaktadırlar.

5018 sayılı Kanun’un Geçici 11 inci maddesine göre “Bu Kanun kapsamında kamu idarelerinde kurulmuş döner sermaye işletmeleri 31.12.2010 tarihine kadar yeniden yapılandırılır” hükmü gereğince, döner sermayeler 2010 yılı sonuna kadar yeniden yapılanmak zorundadırlar [4].

Harcama Yetkilileri İle İlgili Çelişkiler5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Harcama yetkisi ve yetkilisi” başlıklı 31 inci maddesinde “Bütçeyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisi harcama yetkilisidir” tanımı yapılmıştır. Ancak harcama yetkilisinin bu tanımı, bazı kuruluşların farklı teşkilatlanmaları nedeniyle yanlış yorumlanabilmektedir. Bu kargaşalığı gidermek için Maliye Bakanlığı, 31 Aralık 2005 tarih, 26040 (4. Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de“Harcama Yetkilileri Hakkında Genel Tebliği (Seri No:1)” yayınlamıştır [5].

Bu tebliğde Özel Bütçeli İdarelerde Harcama Yetkilileri net bir biçimde belirlenerek tablo halinde yayımlanmıştır (Tablo 1)…… Bu tabloda Üniversite ve İleri Teknoloji Enstitülerinde ÜstYöneticinin “Rektör” olduğunu, bütçe ile ödenek tahsis edilen harcama birimlerini sıralayarak harcama yetkililerinin kimlerden oluşacağı belirlenmiştir. Tabloya göre hastanenin harcama yetkilisi Başhekim,fakültelerde ise dekandır. Bu tabloya bakılarak bazı üniversitelerin döner sermaye işletmeleri için farklı uygulamaların yapıldığı görülür. Örneğin bazı üniversite döner sermaye işletmelerinde harcama yetkilisi olarak Başhekim,bazılarında ise Tıp Fakültesi Dekanı görevi yürütmektedir. Harcama yetkilisini dekan olarak atayanların gerekçesi, hastanenin tıp fakültesinin bir alt birimi olduğu ve “Bütçeyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisi harcama yetkilisidir” tanımına göre dekanın harcama yetkilisi olarak atanmasının doğru olduğu yorumu yapılmaktadır. Oysa burada gözden kaçan önemli bir husus vardır.
Tablo 1 Özel Bütçeli İdareler içindir ve Döner Sermaye İşletmelerini ilgilendirmemektedir. Döner Sermaye İşletmeleri için esas alınması gereken yönetmelik, “Döner Sermayeli İşletmeler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği’dir” [3].

Döner Sermayeli İşletmeler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği’nin 3üncü maddesinde Harcama Yetkilisi: Bütçe ile ödenek tahsis edilen her bir işletmenin en üst yöneticisini veya anılan görevi yürütmekle görevlendirilen kişiyi” işaret etmektedir. Bir Üniversitede Döner Sermaye İşletmesi altında farklı kodlara sahip (örneğin 105 Hastane, 102 Mühendislik Fakültesi Dekanlığı, 103 Veteriner Fakültesi gibi) birimler yer almaktadır. Üniversitelerde Döner Sermaye İşletmesi tekdir. Ancak bunlar ayrı işletmeler değildir. Bu cümlede geçen “her bir işletmenin” ifadesi, Sağlık Bakanlığı’na bağlı olarak işletilen farklı isimdeki hastaneler içindir. Örneğin Ankara’da bakanlığa bağlı birkaç hastane bulunmakta ve bunların işletmeleri birbirinden bağımsızdır.Üniversitelerin Döner Sermaye İşletmeleri doğrudan Rektörlüğe bağlıdır ve bu nedenle harcama yetkilisi Rektördür. Maliye Bakanlığı da bu yönde yorum yaptığı, yeni kurulan Üniversitelerin Döner Sermaye İşletmesi Yönetmeliklerinden anlaşılmaktadır. Örneğin Siirt Üniversitesi’nin Döner Sermaye İşletmesi Yönetmeliği 14.10.2008 tarihli ve 27024 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmış ve yönetmeliğin 7 inci maddesinde Harcama Yetkilisi için işletmenin harcama yetkilisi Rektördür. Rektör bu yetkisini uygun gördüğü ölçüde yardımcılarına, dekanlara veya enstitü, yüksekokul, araştırma ve uygulama merkezi müdürlerine devredebilir” cümlesi yazılmıştır [6].

Bilindiği üzere döner sermaye yönetmelikleri öncelikle üniversitelerin senatolarından onaylanmaktadır.Bilahare Yükseköğretim Kuruluna gönderilen bu yönetmelikler Maliye Bakanlığı’na ve Sayıştay’a gönderilerek görüşleri alınır, sonra Resmi Gazete’de yayımlanır. Bu durum Üniversite Döner Sermaye İşletmelerinin harcama yetkilisinin Rektör olduğunu teyit etmektedir.Döner Sermayeli İşletmeler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği’nin 9uncu maddesinin; 2 inci paragrafında “(2) Harcama yetkilileri harcama yetkisini;yardımcılarına, yardımcısı olmayanlar ise hiyerarşik olarak bir alt kademedeki yöneticilere, kısmen veya tamamen devredebilirler” ifadesi yazılmıştır. Yani bir Rektör yetkisini ya yardımcılarına ya da hiyerarşik olarak bir alt kademedeki yöneticilere devredebilir. Oysa üniversitelerin Döner Sermaye İşletmeleri yönetmeliklerindeki “…Rektör bu yetkisini uygun gördüğü ölçüde yardımcılarına,dekanlara veya enstitü, yüksekokul, araştırma ve uygulama merkezi müdürlerine devredebilir” ifadesi yer almaktadır.

Dolayısıyla yetki devrinde yönetmelikler arasında çelişkiler mevcuttur.Döner Sermayeli İşletmeler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği’nin 9uncu maddesinin; 3 üncü paragrafında;“(3) Harcama yetkisi aşağıdaki şartlara uygun olarak devredilir:a) Yetki devri yazılı olmak zorundadır.b) Devredilen yetkinin sınırları açıkça belirlenmiş olmalıdır.c) Muhasebe yetkilisine yazılı olarak bildirilmelidir.”ifadeleri yer almaktadır. Döner Sermaye İşletmesinin harcama yetkidevrinin mutlaka yazılı yapılması zorunluluğu getirilmektedir. Bazı üniversite döner sermaye işletmelerinde yetki devrinin yazılı yapılmadığı, bazılarında Maliye Bakanlığı’nın tebliği esas alınarak Döner Sermaye İşletmeleri sanki Özel Bütçeli İdarelermiş gibi harcama yetkilisi belirledikleri bilinmekte, bu tür yanlış uygulamalarla zaman zaman karşılaşılmaktadır.Yeni Görev Tanımlamaları 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile birlikte,önceden bilinen bazı kavramlar ortadan kalkmış ve bazı yeni kavramlar türetilmiştir. Örneğin Döner Sermaye İşletmeleri bünyesinde eskiden yer alan“İşletme Müdürü” kavramı yeni kanunda bulunmamaktadır. Bu kavramınyerini “Gelir Gerçekleştirme Görevlisi” almıştır. Önceki yönetmelikteki Sayman”kavramının yerini de Muhasebe Yetkilisi” sözcüğü almıştır.Yeni yönetmelikte Taşınır Kayıt ve Kontrol Yetkilisi” adı ile yeni bir tanımlama yapılmıştır. Taşınır Kayıt ve Kontrol Yetkilisi, 28/12/2006 tarihlive 2006/11545 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan TaşınırMal Yönetmeliği kapsamında işlemleri yürütmektedir [7].

SONUÇ VE ÖNERİLER

Özel Bütçeli İdareler ile Döner Sermayeli İşletmeler birbiri ile karıştırılmaktadır. Bunun sonucu olarak Döner Sermaye İşletmelerinde Harcama Yetkilileri atamalarında yanlışlıklar yapılmaktadır. Üniversitelerde Döner Sermaye İşletmesi harcama yetkilisi Rektör olup, Rektör bu yetkisini yazılı olarak uygun gördüğü ölçüde yardımcılarına, dekanlara veya enstitü,yüksekokul, araştırma ve uygulama merkezi müdürlerine devredebilir.Döner Sermayeli İşletmeler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği’nin 9uncu maddesinin; 2 inci paragrafındaki harcama yetkilileri tanımı ile yeni üniversitelere ait yayımlanmakta olan Döner Sermaye İşletmeleri Yönetmeliklerinde yer alan harcama yetkilisi tanımları çelişmektedir. Bu ifadelerin açılımları yeniden düzenlenmelidir.Yeni kanun ve yönetmeliklerde İşletme Müdürü, Sayman gibi kavramlar kaldırılmıştır. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Döner Sermayeli İşletmeler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği’nde geçen yeni kavramlar ile ilgili tanımlamalar net bir biçimde yeniden gözden geçirilmeli, yetki ve sorumlulukları belirlenmelidir.

KAYNAKÇA

[1] : 25 Aralık 1998 tarihli ve 23564 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanununun 58. Maddesine Göre Döner Sermaye İşletmelerinin Kurulmasında Uyulacak Esaslara İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılması Hakkında Yönetmelik
[2] : 24.12.2003 tarih ve 25326 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 5018sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu
[3] : 1 Mayıs 2007 tarih ve 26509 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan“Döner Sermayeli İşletmeler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği”
[4] : 28/12/2007 tarihli ve 26740 Mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 14/12/2007 tarihli ve 5724 sayılı 2008 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 28 inci maddesiyle "31.12.2007"ibaresinin "31.12.2008" olarak uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.Daha sonra 24/7/2008 tarihli ve 5793 sayılı Kanunun 38 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan yer alan "31.12.2007" ibaresi"31/12/2010" olarak değiştirilmiştir.
[5] : 31 Aralık 2005 tarih, 26040 (4. Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Harcama Yetkilileri Hakkında Genel Tebliği (Seri No:1)”
[6] : Siirt Üniversitesi Döner Sermaye İşletmesi Yönetmeliği 14.10.2008tarihli ve 27024 sayılı Resmi Gazete
[7] : 28/12/2006 tarihli ve 2006/11545 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Taşınır Mal Yönetmeliği
Prof. Dr.Asaf VAROL (SAYIŞTAY DERGİSİ SAYI: 70 43)' den alınmıştır.

Hazine garantisi olmaksızın dış imkan sağlanmasına dair yönetmelik

KAMU KURUM VE KURULUŞLARININ HAZİNE GARANTİSİ OLMAKSIZIN HİBE HARİÇ DIŞ İMKÂN SAĞLAMASINA İZİN VERİLMESİNE VE SAĞLANAN DIŞ İMKÂNIN İZLENMESİNE İLİŞKİN YÖNETMELİK

Bu Yönetmeliğin amacı; 2 nci maddede belirtilen kurum ve kuruluşların Hazine garantisi olmaksızın hibe hariç dış imkân sağlamaları ile söz konusu kuruluşların dış borçlanmaları için birbirleri lehine garanti vermeleri için Müsteşarlıktan izin alınması ve bu şekilde sağlanan dış imkânın izlenmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.
okumak için tıklayın...

8 Şubat 2009 Pazar

TEDAVİ YARDIMINA İLİŞKİN UYGULAMA TEBLİĞİ(SIRA NO: 8)

7 Şubat 2009 CUMARTESİ Resmî Gazete Sayı : 27134
Bilindiği üzere, (6) sıra numaralı Tedavi Yardımına İlişkin Uygulama Tebliği (Bundan sonra Tebliğ olarak ifade edilecektir.) 23/10/2008 tarihli ve 27033 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.



Söz konusu Tebliğde aşağıda belirtilen değişiklik ve düzenlemelerin yapılması gerekli görülmüştür. 1. Tebliğin 5.1.4 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

devamı...

6 Şubat 2009 Cuma

Başbakan ve Bakanların Uğurlanma ve Karşılanmaları,seyahatler ve hediye uygulaması

GENELGE (2005/16)
Konu : Başbakan ve Bakanların Uğurlanma ve Karşılanmaları, Seyahatler ve Hediye Uygulaması

Başbakan ve Bakanların yurt içi ve yurt dışına yapacakları seyahatlerde uygulanacak usul ve esaslar 29/5/1992 tarihli ve 1992/20 sayılı ve 12/3/1996 tarihli ve 1996/7 sayılı genelgelerle düzenlenmişti. Ancak mevcut uygulamanın işgücü, zaman kaybı ve israfa yol açtığı müşahede edildiğinden karşılama ve uğurlamalarda dikkat edilmesi gereken hususlar, kamu personelinin geçici görevlendirme ve refakat gibi nedenlerle yaptıkları seyahat işlemlerinde izlenmesi gereken prosedür ile kamu kurum ve kuruluşlarınca hediye, eşantiyon, plaket, şilt ve benzerlerinin tevcih edilmesi konularında dikkat edilmesi gereken hususlar aşağıda belirtildiği şekilde yeniden düzenlenmiştir.

devamı...

iç kontrol bülteni 2.sayı

kamu iç kontrol bülteninin ikinci sayısı yayınlandı
SAYI 2 TEMMUZ-ARALIK/2008
başlıca konu başlıkları şu şekilde


Kamu Sektörü İç Kontrol Standartları Rehberi Kurum Risk Yönetimi Hakkında Tamamlayıcı Ek Bilgiler
Çeviren: Sacit YÖRÜKER

Kamu İç Mali Kontrolü Sisteminde Hesap Verebilirlik Konusunda Paris'te Bir Toplantı

Kamu İç Mali Kontrolü Sisteminin Denetimi ve Değerlendirilmesi Çalıştayı
Muhasebe Reformlarının Gerçekleştirilmesinde Kontrol Sistemleri Konulu Seminer
Türkiye’de Mali Yönetim ve Kontrol Sisteminin Uygulanmasının Güçlendirilmesi Projesi

Kitap Tanıtımı: Welcome To The World of PIFC (Hazırlayan: Vildan UZUNAY)
belgenin tamamını aşağıdaki adresten indirebilirsiniz

indir...

Kamu İç Kontrol Standartları,rehber

MALİYE BAKANLIĞI Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü
yayınladığı genelge ile iç kontrol sisteminin etkin bir şekilde kurulması ve uygulanmasının sağlanması amacıyla kamu idarelerinin, ekte yer alan Rehberi de dikkate alarak, EylemPlanlarını Kamu İç Kontrol Standartları çerçevesinde en geç 30/6/2009 tarihine kadar hazırlayarak üst yönetici onayını müteakip bir ay içinde Bakanlığa ve ayrıcaikep@bumko.gov.tr e-posta adresine göndermeleri gerektiği belirtiliyor.

Eylem Planında yer alan çalışmaların en geç 30/6/2011 tarihinde tamamlanması öngörülmelidir. Yürürlüğe konulmuş Eylem Planlarında, bu Genel Yazı ve eki Rehber doğrultusunda değişiklik yapılması halinde,revize edilmiş Eylem Planları da üst yönetici onayını müteakip Bakanlığa gönderilmesi gerekmektedir.

konu ile ilgili Ek 1 – Eylem Planı Yazı (Word)

Ek 2 – Proje Fişi (PDF)

Ek 3 – Kamu İç Kontrol Standartları (PDF)

Ek 4 – Eylem Planı (Excel)

Ek 5 – Eylem Planı İlkeler (PDF)

Ek 6 – Üst Yönetim (PDF)

Ek 7- Eylem Planı Örnek Ek
Ek 8- Eylem Planı Tablosundan oluşan dosyalara ulaşmak aşağıdaki bağlantıyı kullanabilirsiniz.

http://www.mahalliidarelerdernegi.org.tr/Editor/assets/kamuckntr.htm

5 Şubat 2009 Perşembe

Kamu Görevlileri, Hükümet, Falan filan

iktidarlar, kamu görevlilerinin külliyen kendilerine hizmet anlayışında çalışmaları gerektiğine inanırlar. Çok da yadırganmamalıdır çünkü kendileri istihdam ettiler!

Zannedilir ki kamu görevlileri gelip giden hükümetlerin tüm baskılarına karşın, “hayır biz hükümetler emrinde değil devletin emrindeyiz” demekte, büyük bir görev aşkı ile kendilerini devlete adamaktadırlar. Tutun ki zaten böyle olması gerekmektedir.


OYSA az biraz düşündüğünüzde, önce şaşkın şaşkın başınızı kaşır, sonra “Allah Allah” çeker, ardından söylenirsiniz.

“Pekala devlet olduğumuzdan beridir hükümetlerin kamu
görevlilerine yaklaşımlarını onaylamayan “efkârı umumiye” devlet dairelerinden niçin şikayetçidir? Neden hizmet alamadığından yakınmakta, bürokrasi dendi miydi yüzünü buruşturarak işkence gören mazlum vatandaş rolü oynamaktadır
?”

Şimdi de insaflı davranarak sadece bir kesiminin tepkisel yansımalarını sokalım konunun içine.

“Ben devletin emrindeyim” diyenler, ya politize olmuşlar hükümetine çalışıyorlar, yahut apolitiktir ama terfi almak için her gelen hükümete ağam paşam demektedirler. Bir üçüncüsü ya partilidir yeni gelen iktidar tarafından kıyılıp sürgüne gönderilmiştir, yahut devlet dairesine sokuşturamadığı evladından dolayı hükümete de kızgındır, devletten hizmet bekleyen vatandaşa da!”

GELELİM HÜKÜMETLER CEPHESİNE: Her zaman elinin altında gördüğü kamu görevlileri o emirlerin uyumlu “bendeleri” olmuşsa işler çok iyidir. Fakat hükümete karşı malum başkaldırılar oluyorsa kamunun islahata ihtiyacı vardır! (İşler iyi gittiğinde maaşlar artmakta, sendikalarla ilişkiler bal kaymak olmaktadır.)

Tabi ki bir de şu vardır: Gelip giden hükümetler devri iktidarlarında o kadar başarılı olmuşlardır ki ne zaman muhalefete düşseler, mevcut hükümeti bürokrasiyi harcamak ve kamu görevlilerinin hakkını hukukunu yemekle suçlamaktadırlar!

ŞİMDİ GELELİM HABERE: Hükümet karar verdi halk arasında “müşavirler” denilen Üst Kademe Yöneticileri” kadrosunu azaltırken atamalarını Kamu Hizmeti Komisyonuna havale edecek. Daha bir üsttekilerin ise üçlü kararnameler hakkı devam edecek.

Eğer tasarı Meclis’ten geçerse yasalaşacak… Şimdi yukarıdakileri alel acele niçin yazdım bilir misiniz? Kamuda işler iyi gitmiyor. Ya hükümette? Hiç iyi gitmiyor. Fakat her zamanki gibi kesinlikle bir “iyi” olmalıdır ki töhmet kötünün üstüne kalsın. Onlar da gelip giden hükümetlerle birlikte gelip giden müşavirlerdir. Hükümetler istediği için! Şimdi istenen ise ilgasıdır!
Eşref ÇETİNEL Kıbrıs Posta gazetesi

SOSYOLOJİ OKUMAK

Sosyoloji okumaya ortaokulda karar vermiştim. Hem de ne karar! Sosyolojiye olan tutkum hiç azalmadı. Sosyolojiyi toplumu, halkı, dünyayı ve Türkiye’yi anlamamı, dolayısıyla dönüştürmeyi de, kolaylaştıracak bir araç olarak görmüştüm. Öyle de oldu. Sosyoloji, bana, her olay ve olguya çok farklı açılardan bakabileceğimi, geniş açıyla bakıldığında olayların ilk anda görünen nedenleri dışındaki nedenlerini görebileceğimi, görmek gerektiğini öğretti.




Örneğin; kahve içmenin, bir sosyoloğun gözüyle bakıldığında, sadece kahve içmek olmadığını; o eylemin kafein ihtiyacını karşılamak gibi biyolojik bir anlamdan uluslararası bir direniş ya da protestonun parçası olmaya kadar çok farklı anlamları olabileceği görülür.

Sosyolog, kimi Batı kültürlerinde kahve içmenin o olmadan güne başlamanın olanaksız olduğu bir ritüele dönüştüğünü; bizde kız isteme ritüelinin bir parçasına dönüşebildiğini; Hollywood filmlerinde yemekten sonra kadın oyuncuyu evine bırakan erkek için, “Bir kahve içmek için yukarı gelmez miydin?” sorusunun bambaşka bir anlamı olduğunu bilir. Herhangi bir kahve markasını, onu üreten plantasyonlarda çocuk emeği sömürüldüğü için, protesto ederek uluslararası bir eylemin parçası olunabileceğini kavrar. Sıradan bir kahve içme eylemine bu derinlikte ve genişlikte bakar.

Üniversitedeki arkadaşlarım, o günlerin sıcak mücadele ortamında, hep kıskandılar sosyoloji okumamı. Onlar mekanik, elektronik, statik, matematik okumalarından koşup gelirken forumlara, panellere, mitinglere; ben Durkheim, Weber, Marx okumalarından kalkıp geliyordum. Bir kopuş hissetmeden, teoriden pratiğe geçer gibi.

Sosyoloji okumanın insana kattıklarını biliyorum. Günlerdir sosyoloji okumuş, sosyolog olmuş melektaşlarımdan mesajlar alıyorum. “Bizler farklı üniversitelerden mezun olmuş ancak şu ana kadar istihdam alanı bulamamış sosyoloji bölümü mezunlarıyız” diye başlıyorlar yakınmalarında.

Son birkaç ayda 250 bin istihdam alanı bulmuş insanımızın da işlerini kaybederek o alanları boşalttığı bir Türkiye’de, sosyologlar sosyolog olarak istihdam edilememenin sıkıntılarını yaşıyor.

“Bugüne gelene kadar kamuda sosyologlar sadece Adalet Bakanlığı’nda Denetimli Serbestlik Merkezlerinde ve Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme kurumunda istihdam imkanı bulabildiler. Bu imkân da çok sınırlı sayıda kaldı. İlk defa 2005 yılının sonunda sosyolog alımı oldu. Fakat alımların arkası gelmedi ve bu üç yıl zarfında sadece 164 sosyolog istihdam edildi. Bu son alımda da sosyologlara sadece 24 kadro verildi. Oysa, ülkemizde 43’ü Devlet Üniversitesinde ve 20’si Vakıf Üniversitesinde olmak üzere 63 Sosyoloji Bölümü bulunmakta ve bu bölümlerin öğrenci kontenjanı yılda toplam 2.838’i bulmakta. Sadece 2008 KPSS’de puanı hesaplanan sosyolog sayısı 5.091” diyorlar.

Devlet, siz sosyolog oldunuz diye eline diploma verdiği 5.091 kişi için sadece 24 kadro açıyor! Bu nasıl bir eğitim, bu nasıl bir kamu yönetimi ve istihdam anlayışıdır, varın düşünün.

Sosyologlar, çoğu zaman aynı koridorları paylaşarak okudukları psikolog ve sosyal hizmet uzmanı arkadaşlarının istihdam olanaklarıyla kendilerininkini karşılaştırdıklarında büyük umutsuzluğa kapılıyorlar. 2008 yılında KPSS sınavına giren psikologların yüzde 13.4’ü, sosyal hizmet uzmanlarının yüzde 26.4’ü farklı kurumlarda göreve atanırken, 5.091 sosyologdan yalnızca 24’ü, yani binde 4’ü, atanma şansını yakalayabilmiş.

Görünen o ki, sosyoloji okuyorsanız, ya akademik alanda kalacaksınız, ya da işsiz! Oysa, kamuda sosyolog istihdamını gerektiren çok sayıda kurum var. Doğrudan toplumu ilgilendiren, toplumsal olayların içinde yürütülen kamu hizmetlerinin bile sosyologlar olmadan yürütülmesi anlaşılır şey değil.

Umarım siyasi iktidar, parlamentoda temsil edilen ve edilmeyen siyasal partiler, sosyologların feryatlarına kulak tıkamazlar. Sosyolojik bakış açısının katılmadığı kamu hizmetinin, ne kamuya ne de o hizmeti veren kurumlara gereğince yararlı olmayacağını görebilirler!

dogantilic@birgun.net /

Ek ders ücreti hesaplama

Tüketici Kredi Hesaplama

 

Not defteri

ingilizceden çeviri

Aylık görüntüleme

Mali Hizmet Copyright © 2009 WoodMag is Designed by Ipietoon forFree Blogger Template